Adak (Hrst.)

 
 Zitierfähiger Link: Adak (Hrst.)  

(Alm. Gelübde)

Hıristiyan anlayışına göre adak, Tanrı’ya özgürce ve düşünülerek verilmiş bir sözdür. Bu söz niteliği bakımından şu ya da bu biçimde olabilecek yüce ve mümkün bir değere karşılık gelir. Adağın nesnesi iyi ameller, belli bir yaşama biçimi vb. olabilir. Bir adak ve bu adağın yerine getirilmesi Tanrı’ya duyulan saygının dışa dönük ifadesidir. Eski Ahit’te Tanrı’ya verilmiş söz anlamında adaktan sıkça söz edilir. Yeni Ahit’te ise kilise geleneğinde adak olarak yorumlanan ve bunu haklı çıkarmaya hizmet eden çok az bölüm bulunmaktadır (krş. Matta 19:12; Markos 10:17-22; Elçilerin İşleri 18:18; 21:23; Pavlus’tan Korintliler’e 1. Mektup 7:25). Erken Dönem Kilisesi, adak uygulamasını çekincesizce devralarak adak hususunda bir teoloji geliştirmiştir. Rahiplikte ise adak bir yaşam biçimine bağlanma şeklinde uygulanmaya başlanmıştır.

Adak kavramı bugün Katolik Kilisesi’ne bağlı tarikat ve dünyevi enstitülerde özel bir anlama sahiptir. Yine büyük ölçüde benzer bir biçimde Ortodoks keşişlik hayatı dahilinde de, İsa’nın buyrukları olan yoksulluk, itaat ve evlenmeme gibi yükümlüleri üstlenmeye söz vermenin de özel bir anlamı vardır. Bir adağı gerçekleştirme vaadinde bulunmak, Tanrı’ya gösterilen çok özel bir sadakat ifadesi değildir. Aynı şekilde adakta bulunanı İsa’nın Buyrukları’na bağladığını da ifade etmez. Adakta bulunmak bunların ötesinde kişiyi muteber kilise cemaatinin bir üyesi kılar ve onu kilise bünyesinde kutsanmış yaşam sürdüren bir mensubu haline getirir. Bunun dışında kimi tarikatlar, Papa’nın vereceği görevler için hazır olma, hastalara, muhtaç ve mahpuslara bakma ya da başka türden daha da özgül içerikli adaklarda bulunurlar.

Tarikat bünyesinde verilmiş bir adak, sözün ömür boyu tutulamayacağı anlaşılması halinde ancak kilise otoritesinin devreye girmesiyle bozulabilir. Çünkü bu tür adaklar kamusal niteliklidir. Kişisel adağın bozulması ise daha kolaydır.

Dinsel bir eylem olarak adağın reformist yorumu başlarda öncelikle Martin Luther’in (1483-1546) tarikat içi adağa karşı çekinceleriyle şekillenmiş ve bunun reddine neden olmuştur. Varlıklarını İsa’nın nasihatleri doğrultusunda sürdüren toplulukların (tarikat) kurulmaları sonucunda ise adağın Protestan kesimde genel olmamakla birlikte yeniden kabul görmesini sağlamıştır. Bununla birlikte adağın dinsel bir menfaat düşüncesiyle olan bağlantısı reddedilir.

 

STEPHAN HAERING

İlişkili girdiler