Aile (Hrst.)

 
 Zitierfähiger Link: Aile (Hrst.)  

Hrst. (Alm. Familie)

Aile, insanın korunmuşluk ve güven özlemine tarihsel olarak verilen cevaptır. Sosyal bilimler açısından bakıldığında, bu toplumsal yaşama biçimi en az iki kuşağın biyolojik veya hukuki temellere dayanan bir ana-baba ilişkisi içinde sürekli olarak beraber yaşaması anlamına gelir. Buna karşılık Kutsal Kitap’taki aile kavramı neredeyse sadece, iş ve aile hayatını kapsayan ve büyük aile de denen toplumsal yapıdan yola çıkar (Pavlus’tan Korintliler’e 1. Mektup 16:19). Aile birliğinin yanı sıra, akraba olmayan iş gücünü de içine alan bu toplumsal oluşum Orta ve Batı Avrupa’da 18. yüzyılın ortalarına kadar hakimdi. Sonra yerini 19. yüzyılın sanayileşme süreci içinde, anne, baba ve çocuktan oluşan çekirdek aileye bıraktı. Hıristiyanlığın aile  anlayışına biçim veren çeşitli özellikler vardır: Birincisi, evlilik ile aile arasındaki sıkı, ayrılmaz beraberlik ilişkisidir. Hıristiyan ailesinin temeli, erkek ile kadın arasında sevgiye dayalı birliktir. Böylece çocuklar, aile için ön şart değil, bu birliğin tabii meyvası ve sonucu olmaktadır (Yaratılış 1:28). İkinci özellik, ailenin anlam ve değerler tablosuyla ilgilidir. Aile ilişkilerinin niteliği bakımından insani yakınlık ve kişisel samimiyet belirleyicidir. Çalışma dünyasının aksine, aile içindeki beraberliğin belirleyici unsurları, nesnellik, rekabet ve çıkar ilişkisi değil, duygusallık, şefkat gösterme eğilimi ve dayanışmadır. Aile, doğrudan doğruya insanın ve onun olgunlaşarak kişiye dönüşmesinin hizmetindedir; insanın kişi olarak hayatının başladığı, geliştiği ve korunduğu yerdir. Ailenin merkezi ödevi, üyelerine – ister çocuklar, ister ana baba olsunlar – bir korunmuşluk ve savunma mekanı sunarak bu ortamda bireyler olarak büyüyüp olgunlaşmalarını ve böylece ruhsal istikrar ve kimlik kazanabilmelerini sağlamaktır. Teolojik yönden bakıldığında, hıristiyan ailesinin varlık sebebi ve misyonu nihayet, bedensel ve ruhsal hayata imkan vermenin ötesinde, ölülerin tekrar dirileceği ve ebedi hayata ulaşılacağı yolundaki hıristiyan imanını bir sonraki kuşağa aktararak Tanrı’nın hükümranlığının oluşturulması işine katılmaktır. Ailede gerçekleştiği ölçüde Tanrı’nın insanlara olan sevgisi aile bireylerinin birbirleriyle olan ilişkilerinde canlı olarak hissedilir hale gelir.

Batı ülkelerindeki aile ilişkilerinin duygusal boyutta sürdürülmesi ve bireyselleştirilmesi sonunda geçen yüzyılın 70’li yıllarından beri bariz bir şekilde zayıflama gösterdi. Halihazırda Almanya’daki – hıristiyan olanların dahi – ailelerin üçte biri dağılmaktadır. Aile yaşamına yönelik aşırı beklentilerin yanında haddinden fazla bireyselleşme gayretleri, aile ve iş hayatını bağdaştırma zorlukları gibi nedenler sorumlu gösterilebilir. Buna rağmen aile, Almanya’da her yaş grubunda sevgi ve kabul edilmenin mekanı olarak hala büyük değer ve saygınlık görmektedir.

HANS-GÜNTER GRUBER

İlişkili girdiler

This post is also available in English.