Anayasa (Hrst.)

 
 Zitierfähiger Link: Anayasa (Hrst.)  

(Alm. Verfassung/Grundgesetz)

Anayasa demokrasinin hafızasıdır. Alman Anayasası, Alman Devleti’nin, hukuk toplumunun temel prensiplerini düzenleyen ve kendisine diğer yasaların dayandırıldığı temel düzenidir. Alman Anayasası, hukuktan istenilen aktüel cevapları, insanların beraber yaşamasının bağlayıcı, dokunulmaz ve değişmez temel prensipleri çerçevesinde cevaplar.

Devlet anayasası, devletin yaptırım gücünün kendisinden türetildiği ve organize edildiği, devlet organlarının yetki ve uygulamalarla yetkin kılındığı ve sorumluluk altına alındığı, icra yetkileriyle donatıldığı, temel haklar ve devlet hedeflerinin tesbit edildiği kuralları oluşturur. Anayasa temelde diğer tüm yasalardan önde gelme konusunda hakkını talep eder.

Anayasa, hukuk tecrübesini ve tevarüs etmiş siyasi fikirleri gelecek için bağlayıcı olarak tanımlar. Bu düşünce, anayasanın genel bir hukuk kültürü tarafından oluşturulması, barış, özgürlük,  demokrasi, yasa önünde eşitlik, sosyal sorumluluk gibi temel anayasa muhteviyatının konusal doğruluğunu genelde kabul ederek canlı tutması durumunda başarıyla sonuçlanabilir.

Yazılı bir metin şeklinde anayasa bağlayıcılık kazanır; tevarüs edilmiş hukuk terimlerinde, hukuk toplumunun temel sorunlarını sözlü olanın mantıklılığında kavramaya, sadece sözlü bir tartışmayla anlamaya, metnin manasında çözmeye çalışır.

Anayasa hoşgörü, özgürlük ve gelişime açıklık konularında hukuken bağlayıcı olan çerçeveyi belirler. Tolerans ile kasdettiği her uyumu gerçek sanan iyi niyetlilerin yumuşaklığı değildir, aksine yıkılmaz olanı kırılabilir olandan, elden çıkarılmayacak olanı satın alınabilir olandan, oylamaya sunulamayacak olanı oylanabilir olandan ayırmanın entellektüel güç eylemini kasteder.

Anayasal hukuk, insanın kendi hakkında düşünebilme, tecrübe ve fikirlerinden geleceği için sonuçlar çıkarabilme yetisinden geçerlilik hakkını talep eder ve haklılığını ortaya koyar. Bugün nasıl araba yapımındaki teknik ve araba kullanmak bize kuralsallığı, bunları bizzat gördüğümüz ve tecrübe ettiğimizden dolayı öğretiyorsa, aynı şekilde tecrübe ve anlayışımız da bize anayasal hukukun iyi siyasetin şartı olduğu konusunda biçimlendirmektedir.

İç savaş tecrübesi edinmiş biri, barışın organize edilmesi için bir devlet kurması ve onu güç monopoluyla bezemesi gerektiğini bilir. Devlet baskısı ve keyfiliğine katlanmak zorunda kalan kişi, hukukun üstünlüğü, kuvvetler ayrılığı, temel haklara dayalı maddi bir yükümlülükle devleti kontrol altında tutmaya çalışır. Onurun zedelenmesi, insan onurunun garanti altına alınması talebini getirir. Kin ve açlık tecrübesi, toplumun ortak bir ahlakı olması gerektiğini ve ondan da sosyal aidiyyet ve korumacı bir uyumun çıkarak büyümesi gerektiğini öğretir.

Alman Anayasası, özel bir şekilde bu tecrübelerin etkisiyle şekillenmiştir. 23 Mayıs 1949 yılında yürürlüğe girmesiyle Alman halkı, şiddet hükümdarlığını bitirmek, insan onurunun zedelenmesini ve baskı altında tutulmasını geleceğe yönelik olarak ihtimal dışına çıkarmak, açlık ve savaşı ilelebed bitirmek, demokratik ve sosyal devlette devlet gücünün halktan gelmesinin daimi bir şekilde haklılığını, parlamenter yasa koyuculukta devletin yenilenmesini, özgürlük prensibi çerçevesinde, devlet, ekonomi ve toplumun bireysel yararlılık ve gelişmeye açık olmasını sağlamak istemiştir.

Alman Anayasası, Almanya’nın birleşmesinin gerçekleştiği 1989/1990 yıllarında birbirine düşman iki Alman devletinin sadece sözün, nümayişin ve duanın gücüyle duvarları yıkıp barış içinde birleştiklerinde benzersiz  şekilde kendini kanıtlamayı  başardı. Alman Anayasası hukuk düşüncesinin, insanların daha iyiye olan isteklerinin, barış ve insan haklarının ikna etme gücünün kudretini ortaya koymaktadır.

PAUL KIRCHHOF

İlişkili girdiler

This post is also available in German and English.