A‘râf (İsl.)

 
 Zitierfähiger Link: A‘râf (İsl.)  

İslamiyet’te a‘râf, cennet ile cehennem arasında bulunan ve bu ikisini birbirinden ayıran yüksek yerin adıdır. Kur’an’daki yedinci surenin adı da A‘râf’tır. A‘râf kelimesi, Arapça ‘arfın çoğuludur. Bu kelime yüksek yer; dağ ve tepenin en yüksek kısmı gibi yükseklik ifade eden anlamlar yanında bilme, tanıma; örf; akıl ve dinin hoş gördüğü şey; iyilik, lütuf gibi manalara da gelmektedir. Bu nedenle a‘râf kelimesinin yükseklik ve yüksek yer manasını ön plana çıkaranlar yanında, kelimenin bilmek manasını öne çıkaranlar da vardır. A‘râf kelimesi, A‘râf suresinde geçer. Bu surede cennetle cehennemi ayıran bir perdenin varlığı ve a‘râf üzerinde her iki taraftakileri simalarından tanıyan kişilerin bulunduğu belirtilir ve bunlarla cennet ve cehennem ehli arasındaki birtakım konuşmalara değinilir (A‘râf, 7/46-48). Kur’an yorumcuları bu ayetlerde geçen el-a‘râf ile ashâbu’l-a‘râf (a‘râfta bulunanlar) ifadelerinden, nerenin ve kimlerin kastedildiği konusunda farklı yorumlarda bulunur. Buna göre a‘râf; cennet ile cehennemi ayıran yüksekçe duvarı veya bölmeyi, ashâbu’l-a‘râf ise bu duvar ve yüksekçe yer üzerinde bulunan topluluğu ifade eder. Bu topluluğun sevap ve günahları eşit olan insanlardan oluştuğuna, bu nedenle de bunların cennetlikler veya cehennemliklerle birlikte cennet veya cehenneme konulmayarak bu ikisinin arasında yer alan ve a‘râf olarak adlandırılan yüksekçe bir yerde tutulduğuna inanılır. A‘râfta bulunanların uzun süre bu şekilde burada bekletildikten sonra yalvarmaları sonucunda Allah’ın affına erişerek cennete alınacakları düşüncesi yaygın bir kabuldür. A‘râf kelimesinin bilmek anlamına geldiğini savunanlar ise a‘râf ehlinin cennet ile cehennemi ayıran yüksek yerde bulunan ve her iki topluluğu da simalarından bilen peygamberler, şehitler, âlimler ve Allah’ın hoşnutluğunu kazanmış kimselerden oluştuğuna inanır. Ancak Kur’an’da bu kişilerin cehennem ehline bakarak “Rabbimiz bizi bu zalimler topluluğuyla birlikte bulundurma!” (A‘râf, 7/47) biçiminde yalvaracaklarına dair bilginin yer alması bu görüşü zayıflatmaktadır. Zira peygamberlerin ve Allah’ın hoşnutluğunu kazanmış kişilerin böyle dua etmeleri uygun görünmemektedir. İslamiyet’te bu görüşlerin yanında a‘râf kelimesinin dince yükümlülük yeterliliğine ulaşmayan sevap ya da günah işleme yeterliliği taşımayan çocukken ölenler ve zihinsel engelliler gibi kimselerin bir süre bekleyecekleri yer anlamına geldiğini kabul edenler de vardır.

MEHMET KATAR

İlişkili girdiler