Bilim (Hrst.)

 
 Zitierfähiger Link: Bilim (Hrst.)  

(Alm. Wissenschaft)

Bilim denince insanın dünyayı açıklama ve keşfetme biçimleri içinden akıl yoluyla gerekçelendirme (veya hiç değilse akıl yoluyla sınama) yöntemleriyle çalışanı anlaşılır. Bilimin bir terim olarak tanımlanması Hıristiyanlık öncesi Yunan felsefesinde ilk defa Aristoteles (MÖ 384-322) tarafından açık biçimde tanımlanmıştır: Mitos hakikat iddiasının gerekçesi olarak o mitosu aktaran kişinin inanılırlığına atıf yaparken (yani aktarım geleneği) bir ifadenin bilimsel anlamda doğru olabilmesi için her insan tarafından – tabiatın verdiği akla dayanılarak ve kültür geleneğinden bağımsız olarak – izlenebilip kabul edilebilir olması gerekir. Modern teknik sadece bu rasyonel bilim anlayışı temelinde gerçekleşebilmiştir.  Yunan  felsefesi  kökenli  bu  bilim  ideali  Kutsal Kitap’ta, Yeni Ahit’in geç dönemde ortaya çıkmış birkaç metni hariç, bilinmez. Fakat en geç, Hıristiyanlığın Pavlus’la (MS 60’lı yılların başı) başlayan misyon çalışmaları dönemindeki Helenist-Roma  kültür çevresine girişinden bu yana bilimlerle arasındaki ilişkinin açıklığa kavuşturulması gerekmiştir. Hıristiyanlıkta insanın akılla donatılmış olmasının yaratılış teolojisinden başlayarak ilkece olumlu olarak değerlendirilmesi bilimlere karşı da büyük ölçüde tanıyıcı  bir tutumun oluşmasına yol açtı. Bilim dostu bu tutumun temeli Kutsal Kitap’ta, Pavlus’un paganların bile Tanrı’yı tanımasının kendilerinde Tanrı vergisi olarak bulunan akıl sayesinde mümkün olduğu bölümde görülebilir (Pavlus’tan Romalılar’a Mektup 1:19-21). Pavlus’un başka bir yerde (Pavlus’tan Korintliler’e 1. Mektup  1:22-24), kendilerinin çarmıha gerilmiş İsa’nın öğretisini yaymalarının Yunanlılarının bilgeliği açısından çılgınlık sayıldığını belirtmesi bilim karşısındaki ilkesel olarak Kutsal Kitap’la uyum içindeki olumlu tutumuyla çelişki oluşturmaz. Pavlus burada daha çok, hıristiyan inancının bilimsel olarak tanınabilecek olanın sınırlarıyla kısıtlı kalmayıp ayrıca ve her şeyden önce, aklın kendi sınırlarına vardığı veya insanın günahı yüzünden zayıf düştüğü noktada önem kazandığını ve böylece insanın kurtuluşunun varoluşsal boyutlarını ilgilendirdiğini dile getirir. Hıristiyanlık tarihinin daha başlarından itibaren, inancı akılcı bir biçimde düşünme çabası geniş bir yer tutmuş ve bunun sonucunda, ayrı bir bilim olarak, teoloji (vahiy teolojisi) doğmuştur.

MARTIN THURNER

İlişkili girdiler

This post is also available in English.