Eşcinsellik (Hrst.)

 
 Zitierfähiger Link: Eşcinsellik (Hrst.)  

(Alm. Homosexualität)

Eşcinsellik, sevgi ve cinsel arzunun ya tamamen ya da ağırlıklı olarak hemcinslere karşı hissedildiği cinsel yöneliştir. Tanrı’nın yaratılış planı, üreme ve karşılıklı yardımlaşma sadece kadın ve erkeğin kurduğu birliktelik üzerine kurulu olduğundan (Yaratılış 1:28; 2:18-24) eşcinsellik Kutsal Kitap’ta ve hıristiyan gelenek içerisinde her ne kadar farklı sebeplere bağlansa da tamamen olumsuz değerlendirilir. Eski Ahit’te eşcinsel pratikler Yahve kültü ile uyuşmaz olarak yargılanır (Yaratılış 19:1-11; Levililer 18:22), Pavlus tarafından ise Tanrı’dan uzaklaşılmışlığın ve dünyanın tersine dönmüşlüğünün sonucu hatta sembolü olarak görülmüştü (Pavlus’tan Romalılar’a Mektup 1:26 vd.). Hıristiyan Antik ve Orta Çağ’da da doğal olmayan bir şey olarak sınıflandırılmış ve damgalanmıştı. Bu teolojik değerlendirme de günümüzde aşina olunan eşcinsel davranışla eşcinsel eğilim arasındaki farka henüz yabancıdır. Son zamanlarda beşer bilimlerinde yapılan araştırmalar ise eşcinsel davranışın temelinde eşcinsel bir eğilimin yattığını açıkça göstermektedir. Bu, cinsel kimliğin pisikolojik bir yanlış gelişiminin sonucu değil, bilakis heteroseksüelliğin yanında, beşeri cinsellik içerisinde kendi başına duran antropolijik olarak verili bir temel duruştur. Bunun da geldiği anlam şudur: eşcinselliğe yöneliş birey tarafından yapılan özgür bir tercih değildir. Böyle bir insan değişemez, sadece etik açıdan sorumluluğunu üstlenerek bu durumla gerektiği gibi yaşar. Sorumluluğun üstlenildiği bir münasebetin nasıl olması gerektiği bugünkü teolojik-etik tartışmaların konusudur. Katolik Kilisesi’nin öğreti makamı ve Protestan Kiliseleri’nden bazıları bundan kaçınma yolunu savunmaktadırlar. Eşcinsel bir kimsenin eğiliminin değil de bundan hasıl olan eşcinsel davranışların günah olduğunu vurgulamaktadırlar. Çünkü onların kendi hayatlarını yeniden oluşturma imkanları yoktur. Beşeri cinselliğin anlam çokluğunu göz önünde bulunduran pek çok teolog ise giderek eşcinsel yönelişin  ve pratiğin ömür boyu sürecek eşcinsel bir hayat arkadaşlığına dönüşmesini olumlu karşılamaktadır. Eşcinsellik bir yandan heteroseksüelliğe kıyasla tabii ki beşeri varlık gelişimini sınırlandırmaktadır. Bu noktadan bakıldığında hem karşı cinsin getireceği katkıdan yoksun kalınmaktadır hem de yeni hayat meydana getirme imkânları oluşmamaktadır. Ama diğer taraftan eşcinseller de kuracakları uzun süreli hayat arkadaşlıklarıyla bireysel gelişimleri için tabii ki korunmuşluğun, kabul edilmişliğin ve kuvvet bulmanın anlamlı tecrübelerini yapabilirler. Bunları tecrübe etmek için cinsel yöneliş değil, karşılıklı sevgi ve sorumluluk üstlenmeye hazır olma belirleyici ölçüdür.

HANS-GÜNTER GRUBER

İlişkili girdiler

This post is also available in English.