Evlilik (Hrst.)

 
 Zitierfähiger Link: Evlilik (Hrst.)  

Hrst. (Alm. Ehe)

Hıristiyanlık’ta evlilik öteden beri cinsiyetlerin sosyal yaşam birlikteliğini normatif bağlayıcı şekilde düzenleyen bir hayat tarzıdır. Evlilik çiftlerin karşılıklı olarak iradelerini serbestçe beyan edip herkese duyurmasıyla kurulur, sadakat ve sürekliliğe dayanır. Hayatın üstesinden gelmek, üreyip çocuk yetiştirmek için bir çiftin birbirine olan sevgi ve fedakarlığı, evliliğin en önemli iki anlamını içermektedir. Bu tip evlilik tasavvurunun başlıca unsurları Kutsal Kitap’ın metinlerinde bulunmaktadır. Bunlarda evlilik bir değer olarak tasvir edilmektedir; çünkü evlilik sosyal anlamda kabul gören iyilikler ve amaçlarla ilişkilendirilir: Nesillerin korunması (Yaratılış 1:28), erkekle kadının karşılıklı yardımlaşması (Yaratılış 2:18) ve zinadan sakınılması (Pavlus’tan Korintliler’e 1.  Mektup 7:2). İsa’da Ferisiler’le olan münakaşasında evliliği Tanrı’nın dileği ve böylece çiftin iyilik, sarsılmaz sevgi ve sadakat üzerine kurulu bir müessese olarak yorumlamaktadır (Markos 10:2-12). Kutsal Kitap’ın evliliğe bu olumlu yaklaşımına rağmen, Orta Çağ’da bile Hıristiyanlık’ta evlilik, bekarlık ve dulluktan daha değersiz bir hayat tarzı olarak görüldü. Cinselliğe karşı menfi tutum ve evliliğin Tanrı’ya yönelmeyi alıkoyduğuna dair kaygı, bu kuşkucu temel duruşa yol açmıştı. Evliliğe mutlak anlamda olumlu ve önyargısız bir görüntü kazandırma ilk olarak 12. yüzyılda – Aziz Augustinus’un (354-430) öğretisini müteakip – evliliğin kutsanmışlığı öğretisiyle geliştirilmesi ve formüle edilmesi gerekecekti. Bu teolojik öğretinin temel niyeti, Mesih hadisesini somut beşeri evliliğin hayat gerçekliği içinde anlatmaktı. Sakramentlerden biri olan hıristiyan evliliği, Mesih’in kilise ile girdiği ahdin bir tezahürüdür. Paskalyaya ait kurtuluş hadisesinin işareti ve canlandırılması olarak, kim bunu vakarla teslim almak isterse, ona lütuf sunmaktadır. Yani, kadın ve erkeğin yaşam birliği olası kurtuluş tecrübesi için somut bir mekan teşkil etmektedir. Ve bu antlaşma ilahi antlaşmada olduğu gibi ebedidir. Martin Luther (1483-1546) ve Protestan kiliseler bu öğretiyi devralmamışlardır. Evlilik onlar için de dünyevi bir mesele olarak kutsal, Tanrı tarafından yerleştirilmiş ve mübarek bir seviyedir, ancak tam anlamıyla bir kutsanmışlığı (sakrament) yoktur.

Hıristiyanlık evliliğin devlet yasalarıyla korunmasını talep eder; ancak evliliğin mutlak imtiyazını tehlikeye sokan yeni toplumsal gelişmelere ayak uydurmakta da zorlanmaktadır. Özellikle cinselliğin özgürleştirilmesi (ör. evlilik öncesi ve evlilik dışı cinsel ilişki, pornografi) ve evlilik hukukundaki değişiklikler (ör. boşanma, eşcinsel yaşam birlikteliklerinin evlilikle hukuki eşitliği) bunlara dahildir. Toplumsal değişim, cinsiyetler arası ilişkilerin tümüyle ilintilidir. Son yıllarda bu alanda büyük değişikler yaşandı; bu bağlamda hıristiyan kiliseleri de çok şey öğrendi ve bugün kadınla erkeğin hukuksal eşitliğini savunmaktadırlar. Böylece erkek egemen geleneksel anlayıştan vazgeçmişlerdir. Hıristiyan kiliseleri mezhepler arası ve dinler arası evlilikleri reddetmeyi de bir kenara bırakarak olabildiğince daha açık bir tutum benimsemişlerdir.

HANS-GÜNTER GRUBER, PETER ANTES

İlişkili girdiler

This post is also available in German and English.