Hayat (İsl.)

 
 Zitierfähiger Link: Hayat (İsl.)  

Hayat sahibi olmanın nihai ölçütünün ne olduğu, hangi niteliklere sahip varlıkların canlı olarak tanımlanabileceği hususu tartışmalıdır. Bununla birlikte hayat, en genel anlamda, kendi kendine hareket etme yeteneği olarak tanımlanabilir. Müslüman felsefe-kelam geleneğinde canlılığı sağlayan temel prensibin ruh olduğu kabul edilir. Bitkiler ve hayvanlar ruh sahibi oldukları için canlıdır. İnsan söz konusu olduğunda hayat sadece ruh değil aynı zamanda akıl sahibi olmayı içerir. İnsan düşünen canlıdır (nefs-i natıka); beslenme ve üreme gibi bitkilerin, duygulanım gibi hayvanların hayatına özgü nitelikleri akıl ve iradesiyle kontrol edebilen bir varlıktır. Kur’an’da insanın yaratılış aşamaları anlatılırken, kuru balçıktan şekil verilen insanın en son safhada Tanrı’nın kendi ruhundan üflemesi ile canlılık kazandığı haber verilir (Sâd, 38/72; Hicr, 15/28-29). Özellikle bazı sufi düşünürler Tanrı dışındaki bütün varlıkların ilahi nefes (nefha-i ilahi) ile hayat kazandığı görüşünü savunmuşlardır. Kur’an’a göre, insan hayatının ve evrendeki canlılığın nihai kaynağı Tanrı’dır. Tanrı hayattır (el-Hayy); kendi dışındakileri hayatta tutandır (el-Kayyûm). Müslüman filozof ve kelamcılara göre, evrende hayatın olması evrenin yaratıcısının da diri olduğunu gösterir. Ayrıca, Tanrı’nın ilim, irade ve kudret sahibi olması, O’nun diri oluşunun delilidir. Yaratılmışların hayatı ödünç verilmiş, sonlu ve sınırlı bir hayattır. Tanrı ise sürekli diri ve canlı, eksilip zayıflamayan, kesintiye uğramayan bir hayata sahiptir (Bakara, 2/255); “Ölümü ve hayatı yaratan O’dur.” (Mulk, 67/2). Evren ve evrendeki insan dahil bütün canlılar Tanrı’nın verdiği güç ile hayat kazanır ve hayatiyetini sürdürür. İslamiyet, hayatın kaynağının yanı sıra sonu ve gayesi hakkında da bir çerçeve sunar. Buna göre, insanın dünya hayatının bir başlangıcı ve sonu olmakla birlikte, hayat doğumla başlayıp ölümle sona eren bir süreç değildir. Bazı hadislerde hayat ile ölüm arasındaki ilişkinin rüya ve gerçek metaforlarıyla anlatılması insan için hayatın bu dünya ile sınırlı olmadığını imler. Hayat insana Tanrı tarafından verildiği gibi, yine O’nun iradesi ile son bulur. Bu bakımdan bir insanın hayatına son vermek, Tanrı’nın koyduğu bir yasayı çiğnemenin ötesinde bütün insanlığın hayatına son vermekle eşdeğer bir günahı işlemek anlamına gelir (Mâ’ide, 5/32). Bu sebeple hayat, İslam’da korunması gereken en önemli değerdir.

ENGİN ERDEM

İlişkili girdiler

This post is also available in English.