İnsan (Hrst.)

 
 Zitierfähiger Link: İnsan (Hrst.)  

Hrst. (Alm. Mensch)

Hıristiyanlığın insan anlayışı için önemli olan, Tevrat’ın yaratılış anlatımında yer alan ve Tanrının insanı (diğer bütün yaratıklardan sonra ve kıyasla daha iltimaslı olarak) kendisinin bir sureti olarak yarattığı şeklindeki ifadedir (Yaratılış 1:26). İnsanın başlangıçtaki onur ve özgürlüğü de buradan kaynaklanmaktadır. Tanrının insanı erkek ve kadın olarak yaratmasından (Yaratılış 1:27), insanın bir bedene ve bir cinsiyete sahip olmasının Tanrı tarafından istendiğini ve dolayısıyla iyi ve değerli olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır (ki bu her iki cinsiyet için de aynı ölçüde geçerlidir). Cismaniyet ile aynı zamanda insanın dünyeviliği, tarihselliği ve bireyselliği de onaylanmaktadır. İnsanın sadece bir türün değiştirilebilir bir örneği olarak değil, şahıs olarak onuru, Kitab-ı Mukaddes’in ifadesine göre Tanrı’nın her bir insanla bir diyalog ilişkisi içinde olmasından dolayıdır. Hıristiyanlık anlayışına göre, ilahi veya insani Sene yönelme, insanın tabiatı için belirleyici bir unsurdur. Yaratılışın daha ilk halinde (cennet) Tanrı tarafından insanlara yüklenen emir ve yasaklar (Yaratılış 2:15-17) olumlu anlaşıldığında, bu, insanın yaşamını ve davranışlarını Tanrı’nın iradesine uygun olarak özgürce ve sorumlulukla sürdürmesi gerektiğinin ifadesidir. Elbette bu yüksek lütuf (ve görev), aynı zamanda muvaffak olamama ve başarısızlık ihtimalini de içermektedir ki insanı bekleyen tehlikenin ifadesi olarak günah ve kötülük bunlardan kaynaklanmaktadır. Anlaşılması oldukça zor olan asli günah öğretisinde, insanın Tanrı’nın suretinde yaratılmış olmaklığı (Katolik düşüncede) bu günah deneyimiyle zayıflamış, (Protestan duruşta ise) tamamen zedelenmiş olduğu ifade edilir. İsa Mesih’in gerçekleştirdiği necat eseri, insan Tanrı’dan yüz çevirse bile Tanrı’nın insanı yalnız bırakmadığını göstermektedir. Aşırı başarısızlık durumunda bile Tanrı insana yeni bir yaşam imkanı açar. Tanrı sevgisi inancında İsa Mesih’te necata eren insan, kendini “Tanrı’nın çocuğu” (Pavlus’tan Romalılar’a Mektup 8:14-21) olarak görebilir ve hissedebilir. İnsan, (İsa Mesih’in  yaşam tarzıyla örnek olarak gösterdiği) Tanrı’nın çocuğu olmada, yaşamının artık toplumsal, ahlaki veya dinî yasaların katı zorunlulukları tarafından belirlenmediği, aksine sevginin özgürlüğü ile varolan mükemmel bir duruma erişir. (krş. Pavlus’tan Korintliler’e 1. Mektup 13:1-12 veya Augustinus’un [354-430] meşhur sözü: “Sev! Sonra ne dilersen yap!”).

MARTIN THURNER

İlişkili girdiler

This post is also available in English.