Kur’an (İsl.)

 
 Zitierfähiger Link: Kur’an (İsl.)  

Kur’an, kelime olarak okumak anlamına gelir. Kur’an, Allah’ın Hz. Muhammed’e vahyettiği sözlerin toplandığı kitaptır. Kur’an’ın adı bizatihi Kur’an tarafından verilmiştir (Muzzemmil, 73/4; İsrâ’, 17/9). Kur’an miladî 610-632 yılları arasında Hz. Muhammed’e parça parça indirilmiştir. Hz. Muhammed’in Mekke’de yaşadığı dönemde inen ayetler, iman, ahlak, ibadet konuları ile Hz. Muhammed’den önceki peygamberlerin halklarıyla yaşadıkları tecrübeleri içerir. Medine döneminde inen ayetler, sosyal, ekonomik, hukuki ve siyasi içeriklidir. Kur’an, 6236 ayetten oluşur ve 114 suredir. Surelerin yaklaşık üçte ikisi Mekke’de üçte biri de Medine’de indirilmiştir. Ayetler indirildiğinde Hz. Muhammed onları arkadaşlarına okumuştur. Onlar da inen ayetleri ezberlemişlerdir. Kur’an ayetleri vahyin ilk yıllarından itibaren yazılmaya başlamıştır. Hz. Muhammed’in çok sayıda vahiy katibi vardı. Zeyd b. Sâbit (ö.45/665), Osman b. ‘Affân (ö.35/655) ve ‘Ubeyy b. Ka‘b (ö.35/655), Hz. Muhammed’in vahiy  katiplerinden  birkaçıydı. Hz. Muhammed’in her yıl Ramazan ayında Cebrâil ile o ana kadar inen ayetleri kontrolden geçirdiği bilinir (Buhârî). Bu kontrolün, vefatından önceki Ramazan ayında iki kez yapıldığı belirtilir (İbn Mâce). Hz. Muhammed’in vefatından sonra Hz. Ebû Bekr’in halifeliği (632634) sırasında Kur’an, mushaf adı verilen bir kitap halinde bir araya getirilmiştir. Sahabilerin hafızalarındaki ve ellerindeki çeşitli yazı malzemelerinde kayıtlı bulunan ayetler, Zeyd b. Sâbit’in titiz çalışması sonucu toplanarak kağıtlara geçirilmiştir. Bu nüsha Hz. Ebû Bekr’in (ö.13/634) vefatından sonra Hz. Ömer’e (ö.23/644) ondan sonra da kızı Hafsa’ya (ö.45/665) bırakılmıştır. Bu nüsha Hz. Osman döneminde çoğaltılan ve yazı olarak standarda kavuşturulan mushafların da kaynağı olmuştur. Kur’an’ın ilk dönem nüshalarında benzer harfleri birbirinden ayıran noktalar ve seslendirici işaretler (harekeler) yoktu. Bunlar mushaf yazısına sonradan eklenmiştir. Sureler mushaflarda indiriliş sırasına göre yer almaz. Genellikle uzun sureler mushafın ilk bölümlerinde kısa sureler daha sonra gelir. Her surenin bir ismi vardır. Bu isimler genellikle surede geçen kelimelerden veya ele alınan konulardan oluşur. Örneğin Hz. Yusuf’la ilgili hikayenin yer aldığı sureye Yûsuf suresi adı verilmiştir. Tevbe suresi dışındaki diğer bütün surelerin başında bismillahirrahmanirrahim ifadesi bulunur. Konu bütünlüğü olan sureler olduğu gibi, değişik pek çok konunun ele alındığı sureler de vardır. Bu durum, Kur’an’ın, muhatapların ihtiyaçlarına göre indirilmesinin bir sonucu olsa gerektir. Kur’an, insana varlık içindeki konumunu öğretmeyi amaçlar. Bu doğrultuda onun iyiliği, huzuru ve mutluluğu için yönlendirici ilke, buyruk ve öğütleri içerir. Kur’an, Allah’tan, ahiretten, geçmiş milletlerin tecrübelerinden, ibadetlerden, hukuktan, ahlaktan, yaratılıştan, vb. konulardan söz ederken bunları insanla ilgisi ve ilişkisi bağlamında ele alır. Çünkü muhatap insandır ve her ilahi mesaj gibi Kur’an’ın da amacı, insanın içinde bulunduğu koşullar içerisinde vahye dayalı bilgiyle bir tutum geliştirmesidir. Kur’an yoğunlukla Allah’ın varlığı, birliği ve nitelikleri üzerinde durur. Fakat ereksel bir bakış açısıyla Kur’an’ın temel konusunun insan olduğu söylenebilir. Bu çerçevede dört temel kategoriden söz edilebilir: 1. Allah-âlem İlişkisi (yaratma ve onun sürekliliği); 2. Allah-insan İlişkisi (varlıksal, bilgisel ve varoluşsal); 3. İnsan-insan İlişkisi (ahlak ve hukuk); 4. İnsan-evren İlişkisi. Bütün konular bu ana yapının içinde yer alır. Kur’an, evrende, toplumda ve tarihte insanı esas aldığı için onda insan, hep var olanlar ve varlık alanlarıyla ilişkisi bağlamında ele alınır. Kur’an edebi bir üsluba sahiptir. Bu çerçevede onda kıssalar, meseller, mecazlar, teşbih ve istiareler de yer alır.

HALİS ALBAYRAK

İlişkili girdiler

This post is also available in German and English.