Ölümsüzlük (Hrst.)

 
 Zitierfähiger Link: Ölümsüzlük (Hrst.)  

(Alm. Unsterblichkeit)

Ölümsüzlük kavramı kesin değildir. Mutlak gerçeklik anlamındaki

Tanrı’ya ilişkin olarak kullanıldığında, bir taraftan ölümlülüğün ve sonluluğun reddini içerir. Başlangıcı ve sonu olmayan Tanrı ebedîdir, mekan ve zaman kategorilerinin kapsamına girmez. Öte yandan, bu kavram sözkonusu olunca, özü itibarıyla ölümlü olup mekân ve zaman içinde yaşayan insanın da ölümünün sınırı ötesinde yaşamaya devam etme imkanına sahip, dolayısıyla bu anlamda ölümsüz olup olmadığı sorusu düşünülmektedir. İçinde insanın derin bir özleminin dile geldiği bu soru insanlığı ezelden beri uğraştırdığından, tarihin bütün çağlarında, insanda ebediliği ve zamansallığı birleştirmeye çalışan felsefi ve dinî çabalar olmuştur.

Pek çok reenkarnasyon öğretisi ve Eflatun’a (MÖ 348/347) dayanan felsefi yorumlar, maddeyle zihni kökten ayıran bir dünya tasarımı çerçevesinde, ruhun bedenden farklı olarak ebedî ve kalıcı olan tarafa ait olduğunu ve bunun için, doğası gereği, ölümsüz olduğunu kabul eder.

Hıristiyan anlayışı bu görüşten temel nitelikte bir ayrılık gösterir. Dünya ebedi değildir, Tanrı tarafından yaratılmıştır. Bu insan için de geçerlidir. Ruh ve beden Tanrı tarafından ayrılmaz bir bütünlük içinde yaratılmıştır. Bunun için ölümle insanın dünyevi varlığı  tamamen sona erer. Fakat bu sınırlama insanın olumsallığının sadece bir yüzüdür. Diğer yüzü ise Tanrı tarafından yaratılmış ve bunun için Tanrı’yla bağlantılı olmasının olumluluğudur. Bu  temel ilinti biyolojik ölümle değil, insanın Tanrı’ya sırt çevirmesi anlamında günah yoluyla sarsıntıya uğrar. Bu anlamda Tanrı’dan ayrılmanın iman edimi içinde aşılması sayesinde ölümsüzlük imkanı ruha değil, insana yönelik olarak sözkonusudur; insan, kimliği ve kişiliği içinde, Tanrı’nın vaat etmiş olduğu, kendisiyle beraber ebedî hayattan payını almaktadır.

RICHARD HEINZMANN

İlişkili girdiler

This post is also available in German.