Yaratma (İsl.)

 
 Zitierfähiger Link: Yaratma (İsl.)  

Yaratma, Tanrı dışındaki bütün varlıkların nihai anlamda varlığını kime borçlu olduğu sorusuna verilen cevaptır. Varlığı kendinden, zorunlu bir varlık olan Tanrı’nın yokluğu düşünülemez; O’nun varlığı ezelidir. Yaratılmışlar ise mümkün varlıklardır; varlığa ve yokluğa eşit mesafede bulunurlar ve varlığa çıkmak için kendi dışında başka bir sebebe ihtiyaç duyarlar. Yaratma, Tanrı’nın kendi başına varlığa gelme imkanı bulunmayanlara varlık vermesi, varlığı yokluğa tercih ederek onlara varlık bahşetmesi anlamına gelir. Kur’an’da Tanrı’nın yaratma fiilini ifade eden farklı anlam katmanlarına sahip çok sayıda kavram bulunur. Her biri değişik düzeydeki yaratma fiiline karşılık gelen bu kavramlar hiyerarşisinin en üstünde sadece Tanrı’ya özgü yaratıcılığı ifade eden ibda kavramı yer alır. İbda, Tanrı’nın önceden mevcut olan hiçbir madde olmaksızın, örneksiz ve benzersiz biçimde, tek seferde, eşsiz olarak, kesin anlamda yoktan yaratmasını ifade eder. Müslüman filozoflar ile kelamcılar arasında Tanrı’nın mutlak yaratıcılığı konusunda görüş birliği olmasına karşılık yaratmanın iradi mi yoksa zorunlu mu olduğu konusunda temel bir fikir ayrılığı mevcuttur. Filozoflara ve sufilere göre, yaratma ezelidir; Tanrı, mutlak anlamda mükemmel, zorunlu, iyi (hayr-ı mahz) ve cömert bir varlık olarak hiç ertelemeksizin âlemi var etmiştir. Bu anlayışta âlem varlığını Tanrı’ya borçludur ancak  âlem, sadece sonucun sebepten sonra olması anlamında Tanrı’dan sonradır. Kelamcılara gelince onlara göre, yaratma iradi bir fiildir; Tanrı isteseydi âlemi yaratmayabilirdi. Yaratmanın gerçekleşmediği durumda sadece Tanrı vardır; daha sonra ilahi iradenin tecellisi ile âlem varlığa gelmiştir. Bu anlayışta âlem Tanrı’dan sadece varlıksal açıdan değil zamansal olarak da sonradır. Her iki anlayışta da yaratma ile Tanrı’da değil, yokluktan varlığa geldikleri için sadece yaratılmışlarda özsel (zati) bir değişim meydana geldiği kabul edilir. Ayrıca, Tanrı’nın yaratma fiili, sadece yoktan var etmeyi değil aynı zamanda ilk yaratmayla varlığa gelenleri her an ayakta tutmayı, idame etmeyi içerir. Yaratılmış varlıklar kendi başına kaldıklarında yokluğa düşecek bir varlık tarzına sahiptir; mutlak zorunlu Varlık, yaratılmışlara sürekli varlıklarını devam ettirme imkanı vermekte, onların varlığını her an ayakta tutmaktadır. Yaratılmışlar içinde, yaratılmışlığını ve sonluluğunu idrak edebilen yegane varlık insandır. Kur’an’daki yaratma ve idame etme fiili hakkındaki ifadeler Tanrı’nın mutlak kudretinin yanı sıra insana ontolojik konumunu ve ahlaki sorumluluğunu da hatırlatır.

ENGİN ERDEM

İlişkili girdiler

This post is also available in English.